Görülmüş Bazı Rüyaların İslami ve Psikolojik Anlamı

Rüyalardan iki örnek:
Okuyucuya görülen rüyalardan iki örnek verelim, sonra bun­lardan yavaş yavaş mâna çıkaralım. Bunlardan sonsuz şekiller çı­karmak mümkündür:

Birinci rüya:
Rüyayı gören: Yirmi üç yaşında Avrupalı bir genç kadın.
Üzerimde siyah bir elbise olduğu halde bir gölün kenarında­yım. Birdenbire karar vererek kendimi suda buluyorum, karşı ki sa­hile yüzüyorum. Tamamıyla çıplağım, sahilin her tarafı aydınlan­mış, orada duran ve beni büyük bir sevinçle seyredip işaret eden dindar bir hatunu görüyorum. Bir hafta önce gördüğüm bu güzel rü­ya o kadar hoşuma gitti ki târif edemem.

Rüyayı gören: Otuz yaşlarında bir erkek.
Büyük bir istasyonun peronundayım, ekspresi bekliyorum. Bu katarı çeken güçlü lokomotife binmek istiyorum. Çok geçmeden trenin geldiğini görüyorum. Fakat onu küçücük bir lokomotif çek­mektedir, yakıtı da kibrit çöpleri idi. Bu durum beni cidden üzmek­te ve bedbaht etmektedir. Ağlayarak uyanıyorum.

Herhangi bir rüyayı tabir etmek mümkün mü?

Bir rüyayı tâbir etmemiz gerekirse o rüyanın mutlaka bir mâ­nası olmalıdır. Onun için doğru soru şöyle olmalıdır: Rüyaların mâ­naları var mıdır?

Muhakkak ki bu böyledir. Çünkü birinci rüyayı gören genç kadın, sevinçli ve neş’eli olarak, ikinci rüyayı gören erkek de ağla­yarak, üzgün bir halde uyanmışlardır.
Şimdi her iki rüyayı inceleyelim:

2. Rüya:
Aşağıda genç kadınla bu konu ile ilgili olarak yapılan bir ko­nuşma:
-Günlük hayatında seni en çok düşündüren şey nedir?
-Temizlik, iffet ve vicdanî huzur.
-Bu iş seni ne dereceye kadar düşündürüyor ve endişe içinde bırakıyor?
-Aman, çok düşündürüyor, bu hususta hiç rahat değilim, ken­dimi gereği kadar temiz ve pâk olduğumu hissetmiyorum.
-Ne yapmak istiyorsun?
-Her şeyden önce gerçek dindar bir kadın gibi olmak istiyo­rum. Fakat bu doğru yolda yürümek için önce nefsimden ve onun kötülüklerinden kurtulmalıyım.
Bu genç kadının rüyası ilk görünüşte, belirli bir âdeta üzerine ışık tutulmuş gibi açıktır.
1 Siyah bir elbise giymektedir. Hepimiz biliriz ki kara esvap­lar giymek hüzün, matem, ıstırap ve dertliliği temsil etmektedir. Bu duruma göre, genç kadın, gerçek dindar bir kadın olacak kadar iffet­li ve temiz olmadığı için üzgündür ve endişe içindedir.
2 Genç kadın bir gölün kenarında durmakta ve suya dalmak üzeredir. Burada suyun büyük bir rolü vardır. Bilindiği gibi su te­mizlenme vasıtasıdır, bilhassa ibadetlerden önce gereklidir.
Genç kadın tamamıyla çıplak olarak yüzmektedir. Elbisele­rinden kurtulması nefsinden kurtulmasına işarettir. Siyah elbiselerin kaybolması, ruhî ıstırabının bir ifadesidir.
Şimdi bu rüyadaki muhtelif unsurları toplayalım.

Rüya:
⦁ Üzerimde siyah bir elbise vardı.
⦁ Bir gölün kenarındayım.
⦁ Suya dalıyorum.
⦁ Tamamıyla çıplak olarak yüzüyorum.
⦁ Bütün sahil aydınlık içindedir.
⦁ Sahilde bana büyük bir sevinçle işaret eden bazı dindar ha­tunları görüyorum.

Tâbiri:
⦁ Tamamiyle iffetli ve temiz olmadığım için utanç ve üzüntü duyuyorum.
⦁ Beni tamamıyla temizleyecek bir şeyin yakınındayım.
⦁ Temizleyici bir suya daldığımı hissediyorum.
⦁ Nefsimin kötülüklerinden tamamıyla kurtulmuş bir halde sahile doğru yüzüyorum.
⦁ Aydınlık olan sahil, içimin aydınlığının tâ kendisidir.
⦁ Su beni pâklandırmıştır. Onun için sahilde gördüğüm din­dar hatunlar beni sevinçle yanlarına çağırmaktadır.
O halde bu rüyanın kısaca mânası nedir?
Kısaca tâbiri şudur: Bu rüya o genç kadının içindeki arzuları­nı bildirmekte ve onu üzen sebepleri açığa vurmaktadır.

2. Rüya:
Bu rüya, büyük bir tren istasyonu ile kibrit çöpleri yakan kü­çücük bir oyuncak lokomotifin çektiği komik bir ekspres treninden ibaret unsurlardan oluşmaktadır.
Burada gözümüze çarpan şey nedir? Rüya görenin beklediği kocaman lokomotifle, istasyona gelen küçük oyuncak lokomotifin arasındaki büyük fark..
Bu rüya için sahibiyle bir konuşma yapmaya hacet yoktur. Zira, rüya tamamıyla açıktır, hemen incelemesini yapabiliriz:

  1. Büyük bir tren istasyonu, bilindiği gibi istasyonlar günlük hayatımızda, muhtelif gezilerin ve işlere girişmelerin bir başlangıç noktası sayılmaktadır. Rüyada da öyledir.
  2. Ekspres treni, bu ekspres bizleri sür’atle uzak şehirlere git­memizi sağlar. Rüyalarda çoğu zaman ekspres treni hayattaki gaye­lere ulaşmakla, erişilmesi güç arzuların gerçekleşmesiyle tâbir edi­lir.
  3. Küçük lokomotif, uzun yollarda, ağır treni hiç aksatmadan çekebilir, bu araç umumiyetle kuvvet ve güçlülük sembolü olarak gösterilir.
  • Şimdi bu unsurları bir araya toplayalım:
  • Rüya:
  • Büyük bir tren istasyonunun peronundayım.
  • Büyük ekspres trenini bekliyorum.
  • Büyük ve güçlü lokomotife binmek istiyorum.
  • Trenin geldiğini görüyorum, fakat o treni kibrit çöpleri ya­kan küçücük bir lokomotif çekmektedir.

Tâbiri:

  • Uzun zamana mütevakkıf büyük işlere girişmek istiyorum.
  • Bununla beraber, her şeye rağmen bu isteklerimi sür’atle gerçekleştirmek kararındayım.
  • Gayeme ulaşmak için durmadan çalışmak ve üstün bir kuv­vete sahip olduğumu hissediyorum. Bu sebepten umduğum o büyük başarıya ulaşamayacağım, bilhassa bunun için aldığım gıda da ye­tersizdir ve ancak buna gücüm yetmektedir.

O halde bu rüyanın mânası nedir? Bu rüya bize o rüyayı gö­ren adamın ihtiraslarını ve kendisini nasıl gördüğünü göstermekte­dir, kafasındaki büyük plânları gerçekleştiremeyecek kadar zayıf ol­duğuna, bütün gücünün bu işe atılmaya yetmeyeceğine vicdani ka­ni değildir. Bu inanç onu o kadar ümitsizliğe sürüklemiş ve üzmüş olacak ki ağlayarak uykudan uyanmasına sebep olmuş.

Bütün bunlardan rüyayı gören bu zatın geçici bir rahatsızlık çektiğini veya aşağılık kompleksi olduğunu çıkarabiliriz.

Rüya gerçeği değiştiriyor:

Hiç şüphe yok ki rüyalarda görülen şekiller ve sahneler uya­nık olduğumuz zaman gördüğümüz gerçek şekillerin ve sahnelerin bozuntusundan ibarettir.

Yâni rüyada aynı sahneyi, bir takım imalar, aynı mâna ve ifa­deyi taşıyan şekiller halinde görürüz. Yukarıda anlattığımız birinci rüyadaki siyah elbise ve göl kenarı ve ikinci rüyadaki tren istasyo­nuyla lokomotif.. Fakat bu karışık düğümün sırrı nedir? İçimizde bu gerçekleri bozmaya zorlayan bir âmil mi var?

Evet, işte bunu yavaş yavaş meydana çıkarmaya çalışacağız.

İşte bir genç kadının gördüğü ve benzeri çok olan bir rüyayı örnek olarak veriyoruz:

Kendimi karanlık bir odada görüyorum, arkadaşım büyük bir masanın üzerinde duran bir tabutta yatmaktadır. Çok sevdiğim ve saydığım bu arkadaşımın bu halini görünce kendi kendime şöyle demiştim: “Bu kadıncağıza ne oldu?” İki ay evvel kızı öldüğü za­man durum da böyle idi…

Biri sorabilir: “Bütün bu rüya bundan ibaret midir? Bir ar­kadaşının öldüğünü rüyasında görmüş, bunda ne var?” Hakikatte iş bununla bitmiyor, rüyayı gören genç kadını sorguya çektiğim za­man şunları öğrendim:

  1. Arkadaşının iki ay önce bir kızı ölmüş.
  2. Bu olay üzerine arkadaşının erkek kardeşi bulunduğu şehir­den kalkıp yanına gelmiş.
  3. Rüyayı gören genç kadın arkadaşının erkek kardeşini sevi- yormuş ve onu çocuğunun ölümünden sonra bir daha görmemiştir.

Böylece her şey meydana çıkmış bulunmaktadır. Bu genç ka­dının şuuraltında şöyle bir düşünce yerleşmiştir: Şayet arkadaşı ölürse, cenazesinde bulunmak için, muhakkak erkek kardeşi gele­cek, bu vesile ile de sevdiği o genci görmek imkânını bulacaktır.

O halde bu rüya, genç kadının bir arzusunu meydana çıkar­maktadır. Fakat bu istek arkadaşının ölümünü görmek değildir. (Esasen rüyada akıl ahlâka önem vermektedir.) Kadının arzusu arkadaşının erkek kardeşini görmekten ibarettir. Akıl da rüya sahibi­nin arzusunu gerçekleştirmek için en basit çareyi seçmiştir.

Anahtarı nerede bulabiliriz?

Rüyanın, gerçekleri başka bir şekle soktuğunu öğrenmiş bu­lunuyoruz. Meselâ, bir delikanlı rüyasında, aklını çelen bir kızı gö­receği yerde beyaz bir zambak çiçeği görür. İnsan, hemen bu çiçe­ğin genç kızın iffetini temsil ettiğini fark eder.

Bunun için bir kimsenin rüyasını tâbir etmeden önce ondan evvel gördüğü birkaç rüyayı bilmesi, hayatına dair birçok şeyler öğ­renmesi lâzımdır.

Günlük Rüyalar:

Birçok rüyalarımız, dertler, istekler, heyecanlar ve çeşitli ma­ceralar içinde geçen günlük hayatımızdan bazı sahneler ihtiva et­mektedir.

İçimizden biri şöyle anlatır:

Bazı incelemelerde bulunmak için bir kitabı seçip aldım. Sayfalarını karıştırırken büyükçe bir elmas parçası buldum, birden­bire bir sevinç heyecanı içinde kaldım, fakat bu sevinç, elmas için değildi.”

Bu rüyanın sahibi birtakım güç sınavlar vermek zorunda ol­duğu anlaşılır, rüyasının tâbiri şudur:

Günlük rüyalarımızın çoğu bu şekilde dikkate şayandır. Çün­kü uyanık iken tamamıyla açık görmediğimiz bir durumu bize ay­dınlatmaktadır.

İşte size başka bir örnek:

Zifaf gecemizi takip eden gecede (halbuki bir senedir evli­yiz) elinde sini taşıyan bir kadının odamıza girdiğini gördüm. Bu kadın annemden başka bir kimse değildir ve elindeki sininin üzerin­de bir bardak sıcak süt bulunmaktadır. Birdenbire uykudan uyanıp, sinirli bir tavırla odamıza giren anneme utanç verici ağır lâflar sarfettiğimi hatırlıyorum.”

Bu rüyayı gören kişi annesi tarafından lüzumundan fazla se­vilmekte ve şımartılmaktadır. Bu durum onu ziyadesiyle rahatsız et­mekte, fakat bunu açığa vurmamakta ve içine atmakta, böylelikle şuuraltında birikmesine sebep olmaktadır.

O hâlde bu rüya neyi ifade etmektedir?

Bu rüyanın tâbiri şudur:

Annen halâ seni sevmekte ve evli olduğun halde seni yalnız bırakmak istememektedir. Halâ seninle yakından ilgilenmekte ve senin için her sıkıntıya katlanmaktadır. Kocaman bir erkek olduğu­nu bir türlü kabul etmemektedir, işte sana sıcak süt getirmekte ve evli bir erkek olmana rağmen halâ seni küçük bir çocuk olarak gör­mektedir.”

Şunu söylemek gerektir ki bu psikolojik inceleme adamın ta­hakkümü ile şahsiyetini yok eden annesinin bu davranışlarına karşı duyduğu büyük üzüntü ve ıstırabı ortaya çıkarmıştır.

Bundan anlaşılıyor ki rüyaların, olaylara ve ihtimallere karşı uyanık düşünceden daha uzak ve geniş görüşü vardır. O hayatımız­da unutulup tarihe karışan birçok şeylerden faydalanmakta, arzu ve imkânlarımızın derecesini bilmektedir, uyanık iken aklımızdan ge­çen bazı basit düşünce ve mülâhazaları çoğu zaman unutur, üzerin­de durmak lüzumunu duymayız. Fakat gerçekten unutuldu mu?.. Hayır, muhakkak ki o düşünce, günün birinde herhangi bir hâdiseyi açıklamak için göreceğimiz bir rüya vasıtasıyla meydana çıkıncaya kadar şuuraltımızın sinir merkezlerinden birinde dolaşmaktadır.

BİRKAÇ RÜYA ÖRNEĞİ DAHA

Herhangi bir durumu aydınlatan ve insana bazı hususlarda ta­kip edeceği yolu gösteren birkaç rüya örneği daha verelim. Bu rüya­lar, tanınmış batılı bir yorumcu ve psikolog olan Sigmund Freud‘un eserinden alınmıştır:

Rüya: 1.
Dolambaçlı bir yolda yürüyordum. Ayaklarımın ağrıdığını hissettim, bakınca çocukluğumda giydiğim bir pabucu giymiş oldu­ğumu farkettim. Ayakkabılarımın bağlarını gevşetip yola devam et­timse de fayda vermedi. Pabuç gittikçe sıkıyor, yol da daraldıkça daralıyordu. Nihayet karşıma yaşlı bir adam çıktı ve bana ayağım­daki pabucu çıkarıp atmamı emretti.”
Bu rüya sahibini sorguya çektiğimde, 26 yaşında oldu­ğunu, dört sene önce nişanlandığını, durmadan evlenmeyi ertelediği için nişanlısının ümitsizliğe kapılmasına sebep olduğunu söyledi ve şunu ekledi. “Evlenmeyi ertelememin sebebi, anne ve babamdan ay­rılmak istemiyorum, zira henüz olgun bir erkek çağına gelmiş deği­lim, evlilik sorumluluğunu kabul edecek hâle gelinceye kadar ev­lenmek niyetinde değilim.

Rüyanın anlamı:
Rüya sahibinin şahsiyetini dikkatle inceledikten sonra, bam­başka bir şey keşfettim. Anne ve babası (bilhassa annesi) tarafından çok şımartılan bu genç, şimdi iki istek arasında bocalamaktadır: An­nesinin eteğine yapışmış şımarık bir çocuk olarak kalma isteği ile evlilik sorumluluğunu yüklenmeğe hazır olgun bir adam olma iste­ği…

Bu rüya açıkça şu durumu aydınlatmaktadır:
“Dolambaçlı ve dar bir yolda yürümesi (hayatta gayesiz bir yol takip etmesiyle yorumlanır) çocuk yaşta iken giydiği pabuçlarla dolaşması: (kolay ve rahat çocukluk yaşantısını sürdürmek istediği­ni fakat bunun artık onun yaşında bir adama yakışmadığını anladı­ğına işarettir.) Yolun gittikçe darlaşması (günün birinde yanlış tutu­munun hayatta ilerlemesine engel olacağına alâmettir.) Karşısına çı­kan yaşlı adam (tecrübe ve hikmetle yorumlanır.) Çocuk iken giydi­ği pabucu atması için verilen emir (çocukça hareketlerinden vazgeç­mesi gerekir yolunda bir uyarıdır.)

Rüya: 2.
Rüyamda kendimi karanlık bir mağarada gördüm, mağarada açmaya bir türlü cesaret edemediğim bir sürü torbalar vardı. Bir ara­lık gözüme çarpan bir kapıdan çıktım ve karşıma çıkan bir kayayı elimdeki sopanın yardımıyla tırmanmaya başladım. Fakat birdenbi­re sopam kırılınca kendimi boşluğa yuvarlanmış gördüm.”
Bu rüya sahibi ile konuştuğumda, birçok iç sorunları ve müş­külleri olduğunu, bunlardan kurtulmaya çalıştığını çoğu zaman ken­dini sorunlarla yorduğunu fakat bir türlü huzura kavuşup kendini bulamadığını öğrendim.

Rüyanın anlamı:
Mağara nedir? Karanlık ve derin bir yerdir, burada unutulan şeyler birikmektedir. Rüyada çoğu zaman mağara, şuuraltındaki de­rin ve esrarlı şeyleri ifade eder. Bu rüya sahibi ruhunun karanlık de­rinliklerinde (torbalar şeklinde) gördüğü kendine ait hakikatleri bir türlü açmaya cesaret edememektedir. Daha sonra bir kayayı tırman­ması, (büyük bir güç sarfederek sorunlarını öğrenmeye çalışması) ile yorumlanır. Elindeki sopanın kırılması da (yükselmek için elin­de bunu sağlayacak maddî ve manevî imkânların bulunmamasına) işarettir.

Rüya: 3.
“Rüyam çok kısadır. Yanımda bütün ev eşyam ve giyecekle­rim olduğu halde istasyona geliyorum, müthiş kalabalığın gürültüsü kulaklarımı rahatsız etmektedir. Gar şefi, yanımdaki eşyalarla trene binemeyeceğimi söyleyince ona elimde tuttuğum bileti göstermek istedim, fakat o anda biletimin yok olduğunu gördüm.
Bu rüyanın sahibini sorguya çektiğimde, bu adamın her giriş­tiği işte başarı kazanamadığını, hayatta birçok ihtirasları olduğunu fakat bunu elde etmek için fazla çalışmaya, didişmeye hacet olma­dığına kanidir.

Rüyanın tahlili:
İstasyona gelmiş (burada istasyon yeni ufuklara ve teşebbüs­lere hareket noktası ile yorumlanır.) Yanında ev eşyasını getirmesi (içinde onu alıkoyan sebepler ve amillerden kurtulamadığını ifade eder.) Gar şefi ona: “Bütün bu eşyalarla trene binemeyeceğini söy­ler.” Esasen kendisi de, ayrılmak istemediği bütün bu eski ev eşya­ları yüzünden ayrılmak istemediği uzak bir yere gidemeyeceğini an­lamaktadır. Elindeki bileti göstermeye kalkışması da (bu husustaki sarfettiği gayreti ispat etmek içindir) fakat o anda biletin kayboluşu, (kendisine bu seyahati yapmaya yardım edecek şeyden yoksun ol­duğunu göstermektedir.)
Bu uyarıcı rüya, sahibine girişeceği işlere adamakıllı hazırlık­lı olması gerektiğini, kafasında yer etmiş birtakım eski usullerden ve düşüncelerden kurtulmadan başarı noktasına hareket edemeyeceği­ni anlatmaktadır.

İşte insana kendisini olduğu gibi gösteren ve ona karakterini açığa vuran bu nevi rüyalardan birkaç örnek vermiş bulunuyorum. Bu gibi düşler insana kendi kendine: “Ben neredeyim? Nereye gidi­yorum? Gerçek gücüm nedir?” sorularını sormaya yardım eder.

Bu Duaları Kaçırmayın!


BİZİ TAKİP EDİN RÜYANIZI ÜCRETSİZ YORUMLAYALIM: Bizi sosyal medyada takip etmek isterseniz FACEBOOK sayfamız, YOUTUBE kanalımız, INSTAGRAM sayfamız ve PINTEREST sayfamıza abone olup bizi oradan takip edebilirsiniz. Rüyalarınızı ücretsiz yorumlatmak için YouTube videolarımızın altına yazmanız yeterli.

Görülmüş Bazı Rüyaların İslami ve Psikolojik Anlamı konusunda 2 mesaj

  1. Daha önceden ailemle birlikte sürekli gidip piknik yaptığımız bir yerde köpek saldırıyor kaçarken topraktan bir tepe çıkıyor karşıma tırmanmaya çalışıyorum toptakta ağaç dallarından tutunuyorum altımda köpek havlıyor tepenin üstü yol bağırarak bu yol imam azam ebu hanife’nin geçtiği yol deyip ondan yardım istiyorum.

    1. Rüya Yorumcusu

      Mehmet Kardeşim Sizin Bu Rüyanızın Yorumu Şöyle : Yeni bazı zorluklarla karşı karşıya ve aile yaşantınızda büyük bir değişikliğe hazır olmanızın gerektiğine, kazançlı günlere işarettir…

Rüyanızı yazın, yorumlayalım

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

error: Content is protected !!